17 Ocak 2009 Cumartesi

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bireyin akademik başarısı, aile hayatı, sosyal ilişkileri ve benlik saygısı üzerine çeşitli olumsuz etkileri olan ve oldukça sık görülen psikiyatrik bir bozukluktur.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı %5-10 , erişkinlikte %4 civarındadır.
Hareketlilik, dikkat eksikliği ve dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun temel belirtileridir.

Bozulukta her üç belirti birada görülebileceği gibi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu özellikle dikkatsizliğin ön planda olduğu ve hiperaktivite ve dürtüselliğin ön planda olduğu alt tipler şeklinde kendisini gösterebilir.
Bir kişide Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ( DEHB ) varlığından söz edebilmek için, bu belirtilerin 7 yaştan önce başlamış olması, birden fazla ortamda görülüyor olması, sürekli olması ve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir.

Dikkat Eksikliği ifadesinden kastedilen aslında dikkatin olmaması değil daha ziyade dikkati belli bir süreyle özellikle zihinsel uğraşı gerektiren ders çalışma, problem çözme veya çocuk için çok da eğlenceli olmayan bir görev esnasında kendisini gösteren bir konsantre olamama durumudur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar tam tersi eğlenceli, ilgilerini çeken, renkli ve canlı görüntülerin olduğu televizyon ve bilgisayar oyunları karşısında saatlerce sıkılmadan durabilmektedirler.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocukların dikkatlerinin dış uyaranlarca kolayca çelinebilmesi nedeniyle, sıklıkla bizlerin farketmedikleri ayrıntıları farkedebilir bu nedenle yanlışlıkla fazlaca dikkatli olarak değerlendirilebilirler.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların öğretmenleri sıklıkla öğrencinin derste dalgın olduğunu, kendisini dinlemiyormuş göründüğü veya kalemi silgisi veya etrafıyla ilgilendiğinden şikayetçidirler.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuklar sınav sırasında dikkatsizce hatalar yapma ve soruları okumadan işaretleme eğilimindedirler.


Hareketlilik:
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip hiperaktif çocuklarda görülen ve sorun olarak kabul edilen hareketlilik ise genellikle amaca yönelik olmamasıyla normal bir hareketlilikten ayırt edilebilir. Şiddetine göre, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuk oturduğu yerde kıpır kıpır olabilir veya motor takılmış gibi veya düz duvara tırmanırcasına hareketli olabilir.


Dürtüsellik: Dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda sıklıkla: sırasını bekleyememe, konuşurken söz kesme, düşünmeden hareket etme şeklinde gösterir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar sıklıkla oyun ve okul kurallarına uymakta güçlük çekerler. Bu davranışları plansız ve istemeden gerçekleştiği için sıklıkla arkasından pişmanlık ve üzüntü duygusu baş gösterir. Yapılan araştırmalar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile birlikte başta “ Karşı Gelme Bozukluğu” olmak üzere öğrenme sorunları, davranım bozuklukları, depresyon ve kaygı bozukluklarının oldukça sık görüldüğünü göstermektedir.


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisi sırasında bu durumların atlanmaması tedavi başarısını olumlu yönde etkileyecektir.


Peki DEHB olan çocuklarda, bu sorunu yaşamayan çocuklarla kıyaslandığında beyin düzeyinde ne gibi farklılıklar vardır?
Bu bozuklukla ilgili bugüne kadar yapılmış çok sayıda çalışma vardır ve sorun çok boyutlu olarak incelenmiştir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda beyin görüntüleme çalışmalarıyla, beynin hacim ve işlevselliğindeki değişiklikler incelenmiş, beyinden salgılanan

Noradrenalin, Dopamin, Serotonin gibi nörokimyasal maddelerin düzeyleriyle ilgili çalışmalar yapılmış ayrıca bu bozukluğa sahip çocuklar nöropsikolojik testlerle değerlendirilmiş, elektrofizyolojik ve genetik çalışmalar yapılmıştır.


Tüm bu çalışmalar sonucunda Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu'nun (DEHB) gerçekten bir bozukluk olduğu, bu çocukların planlama, çevresel gerekliliklere göre davranışın düzenlenmesi, uygunsuz tepkilerin baskılanması, dikkat işlevleri gibi alanlarda zorluk yaşadıkları, bunun sebebinin bu işlevlerle ilgili alanlarda birtakım işlevsel ve nörokimyasal düzensizlikler olduğu , genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın ortaya çıkmasında rol oynadığı gösterilmiştir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sosyal ve akademik alanda yaşadıkları sıkıntılar olduğu gibi, diğer çocuklarla kıyaslandığında olumlu yanlarının da olduğu göze çarpmaktadır.


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda en çok göze çarpan özellikler, daha yaratıcı olmaları, enerjik, sıcakkanlı, hiperaktif, cana yakın ve dürüst olmalarıdır. Ancak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar, sıklıkla insanlara çabuk güvenebilirler ve kolaylıkla risk alabilirler. Arkadaş çevresi ve kötü niyetli insanlar tarafından bu yönleri kötüye kullanılabilir. Bu nedenle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuklar, uygunsuz çetelere ve gruplara karışma, alkol ve madde kötüye kullanımı ve suç işlemeye yönlendirilme riski altındadırlar.


DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ


A) İLAÇ TEDAVİSİ:


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ilaç tedavisi, mutlaka bir çocuk ve ergen psikiyatisti tarafından başlanmalı ve kullanıldığı süre boyunca doktoru tarafından yakın takip edilmelidir.
En sık kullanılan ilaçlar stimulan dediğimiz Metilfenidat içeren ilaç grubudur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavine başlanmadan, doktor tarafından ayrıntılı özgeçmiş ve aile öyküsü alınmalı, yine doktor tarafından uygun görülen tetkikler (tam kan tahlili, biyokimya, tiroid hormon testleri, EKG vs. gibi) yaptırılmalıdır.


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçlar, davranış kontrolünden ve dikkatten sorumlu olan sistemlerin çalışabilmesi için gerekli olan nörokimyasal maddelerin beyindeki miktarlarını düzenleyerek etki göstermektedir. Böylece çocuğun varsa hiperaktivitesi azalır, dikkat süresi uzar ve harekete geçmeden önce durup düşünme yeteneği artar. Uygun süre ve dozda tedavi gören dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sosyal ve akademik alanda başarılarının arttığı bilinmektedir.Tedavi olmayan çocukların ise depresyona daha yatkın ve alkol ve madde kullanımının fazla olduğunu çalışmalar göstermektedir.


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinin süresi, hastalığın şiddetine göre ve çocuktan çocuğa değişmektedir. Hareketlilik yaşla birlikte azalma eğilimindedir. Dikkat eksikliği sıklıkla daha uzun bir süre sorun olmaya devam eder ve genellikle ergenlik sonrası azalarak kaybolur. Küçük bir kesimde erişkinlikte de devam eder. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinin ne kadar süreceği çocuğun ihtiyacına göre belirlenir. Ağırlıklı olarak akademik sorunlar yaşayan çocuklarda okul dönemi ilaç kullanılır, tatillerde kesilir, davranış sorunları ve hiperaktivite fazlaysa tatillerde de devam edilebilir veya başka ilaçlarla desteklenebilir.


Okul başlangıç dönemlerinde sorun hala devam ediyorsa ilaç tekrar başlanır, artık ihtiyaç duyulmadığında tedavi sonlandırılır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisi 1-2 yıl da sürebilir, ergenlik sonuna kadar da devam edebilir. Erişkinlikte kullanım daha sınırlıdır.
Bu grup ilaçlarda en sık rastlanılan yan etkiler iştahsızlık, uykusuzluk, başağrısı ve karın ağrısı olarak sıralanabilir. Genellikle 1-2 hafta içinde azalarak kaybolurlar.


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların %90’ı, stimulan tedavisine yanıt vermekle birlikte, fayda görmeyen ve yan etkileri tolere edemeyen gruplarda atomoksetin, TCA’lar, bupropion, klonidin ve guanfasin içeren ilaçlar kullanılabilmektedir.
Yine bu ilaçlar da mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.


B) BİREYSEL DESTEK: Dikkat eğitimi, kendini programlama, zaman yönetimi, sosyal beceri eğitimi, eşlik eden öğrenme güçlüğü, depresyon gibi durumlara yönelik özel eğitim ve terapi desteğinin sağlanması


C) OKULLA İŞBİRLİĞİ: Çocuğun ön sıraya oturtulması, uygun disiplin, yönlendirme ve takibin yapılması gibi.


D) EBEVEYNLERİN EĞİTİMİ


E) ORTAMIN DÜZENLENMESİ: Görsel , işitsel ve dokunsal dikkat dağıtıcı uyaranların azaltılması.
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi


Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışma ve Psikiyatri Merkezi
www.cocukvegenc.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder